Bir yerde...

İçimde bir yerde tıkanmışlık hissi vardır. Öyle hissediyorsundur. Çok tıkanmış.

Bağışlama diğerine odaklanırsan zordur. Bağışlamak kendine iyilik yapmaktır. Çünkü sen eğer diğerine karşı nefret, özlem, sevgi, kırgınlık, öfke gibi güçlü duygular tuttuğunu düşünüyorsan o zaman emin ol ki kendini gözden kaçırıyorsundur.

Bir şekilde bunu beslemek; bu hissiyatları bağışlayamama hissiyatlarını tutmak. Ya da yargılama hislerini...

O senin evine benliğine zarar verir.

Çoktan zarar veriyordur zaten.

Öyledir ve negatif bir özelliktir bu.

Sanki bir şekilde bir hissiyat üzerinden yargılıyor gibiyizdir.

Bu demek değildir ki birisi gerçekten tatsız, adaletsiz, doğru olmayan bir şey yapmıyor.

Değildir ki sana karşı bu.

Ancak sensin karar verecek olan.

Bağışlama isteği olan ve buna karar veren. Bağışlama isteği, bunun yükünü daha fazla taşımama isteğidir.

Hayır bu her şeyi doğru hale getirmez. Önemli olan bunu kalbinde doğru hale getirmektir.

Öyle bir şey olmuştur evet ama bunu değiştirmek elinde de değildir.

Karşındaki kişi için ya bununla ilgili onayı kalbinle ya da Tanrı ile onay haline getir lütfen.

Bunu değiştirmesi, bir şey yapabilmesi kalbindeki üzüntü, acı, keder vb. duygu ve hissiyatlar için.

Çok daha derin bir görüş açısı için, bütün bunların ötesine geçebilmek ve bağışlayacağın kişi için kendi farkındalığına geri dönmesi gerekiyor.

Çünkü bu problem bu deneyimleme şekli sen bağışladığında karşındaki kişi ancak ferahlığına döndüğü zaman çözüme ulaşacak.

Herkes varlığının klostrofobisini yaşıyordur.

Sanki bir şekilde problem çözülmemiş; bir şey acı bir şey bir acı bağışlamadığın kişinin varlığında manevi bir hafıza tutuyor.

Ve bunu yapmazsan bilmiyorsun ne kadar kirli bir hale gelirsin bu şekilde.

Ve sen suçsuz birinin iyi bir halde olmasını bile dileyemeyebilirsin.

Belki de bu duygularla kirlenmişsindir. Ancak bu şekilde bu kadar hızlı bunları bırakabilirsin.

Farzedelim bu olan ve kişi yanlış.

Özür dilerim demedi anlatamadı kendini. Seni üzdü sana acı verdi ya da sen ona acı verdin .

Belki bir daha göremeyeceksin belki bedenini terketti ne yapacaksın? Belki sen birisinin canını çok acıttın ve onla tekrar karşılaşamıyorsun.

Böyle söylemek için çok zamandır taşıyorum bunu.

Çok üzgünüm olan şey için, inan ama gerçekten özür dilemek istiyorum çünkü söylediğim söz ve yaptığım şey canını acıtmış olabilir ve benim canımı çok acıttı bu durum.

Ama seni bundan çok daha derin bir şekilde tanıyorum ama biliyorum ki ben bununla ilgili ben değilim ve kalbimde seni bu şekilde tutmak istemiyorum çünkü bu gerçek değil.

Seninle ilgili bir gerçek değil. Sende çok daha derin gerçeklikler var, bunu onurlandırmak istiyorum ve bunu bırakmak istiyorum.

Tahmin et, artık fiziksel olarak burada değilim, ne yapacaksın ?

O zaman gerçekten bırakman lazım Allah'ın rahmetine.

Ancak bir kaç şeyi doğru hale getirmek istiyorum. Hayat böyledir, hiç bir yaşam kişisel olarak mükemmel değildir. Ve bakacağız ki sadece senin var olmandan dolayı acı duyan insanlar bile olabiliyor.

Böyle şeylerle karşılaşabilirsin, her şeyi doğru hale getiremezsin ama kendini.

Hayat yaşam bu kadar tutarsızlıklarla dolu bunu görüyorsun. Nasıl bir yaşamı doğru hale getirilebilirsin ki ? Sen kalbinde bunu beslersin.

Çünkü bu beni yiyor içten içe yiyor ve ona tutunmak daha çok ısırıyor beni. Evet içimde bir çok şey acıyor ve bundan kurtulup özgür olmak istiyorum .

Sana sadece teşekkür ederim .

Niyet edilmemiş bu acıya tutunarak ne kazanıyoruz.

Belkide buna niyet edildi bu acıyı bana vermeye.

Hz. İsa'yı örnek al.

Hz. İsa yı çarmıha gererlerken "Onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar, onları affet" dedi.

Kim söyleyebilir? Hayır biliyorlardı yaptıklarını diye...

İnsanlara güvenilmemesinin iki nedeni var. Bir tanesi, onları bilmiyorum, onları tanımıyorum; ikincisi de onları biliyorum.

Bu şekilde bir zihniyetin var ise nereye gidebileceksin ki?

O zaman kilitlenmiş bir durumdayız.

O zaman sana bırakıyorum... Benim sana güvenirliliğimi sen yaratmalısın bu gerçekten çok zayıf bir durum. Senin özgürlüğün önemli. Senin özgürlüğün değerli.

Ve çoğu zaman bir şeylerden canımız acıyor. Bazen yanlış anlaşılmalardan canımız çok acıyor.

Eğer sen yaşamı her yerde düzeltmeye çalışarak yaşarsan kendin için hiç vaktin olmaz. Ben bu acıyı bırakmayı seçiyorum ve istiyorum. Her şeyi, hayattaki şeyleri, tutunduğum bütün şekilleri hepsini bıraktım.

Hiç birine tutunmak zorunda değilim.

Bu acı beni engellemeye devam ederse ben nasıl kendi deneyimimin içinde olabilirim.

Yaşamdaki hiç bir şey hiç bir zaman 'hayır beni unutmamalısın' demedi; böyle bir emir gelmedi.

Zamanda esaret kalmak istemiyorum, kendimi özgürleştirmek için senin bağışlamana ihtiyacım var.

Gelecekle ilgili olmayan ne var şu anda .

Buranın neye ihıtiyacı var, sadece bak.

Her şey bir hikaye bir niyet bir yansıma, bir hatırlatma her zaman. Şu an.

Ben seninle her şeyi paylaşmayı o kadar çok seviyorum ki. En azından mevcut olduğundan o kadar mutluyum ki. Bunları sana yazabiliyorum .

Ya olmasan?.

Senin bir dönüşte bulun isteği değil bu.

Demiyorum da sana. Bu tepeye bu dağa tırman ...

Ben sadece sana beni bağışlamanı söylüyorum.

Huzur keşvedene kadar nerede idi,

Sevgi hissedene kadar nerede. Onu yarattın mı? Ya da keşfettin mi? Bunların açığa çıkması için eylem gerekli idi ve bu eylemi bir süre beraber gerçekleştirebildik .

Benim huzur ve sevgi ile randevu bile oluşturmam için artık çok geç.

Bu hal bu durum bu şekilde devam edebilir, nihayetlenebilir hepimiz için. Herkes için böyle olabilir.

Nedir bilmiyorum. Neyi koruyoruz bu şekilde, bilemiyorum ne olduğunu.

Kişiden kişiye herkesin farklı bir hikayesi olabilir.

Daha farklı bir şekle bürünmüş olabilir, seni ne alaka ediyor ve buna değer mi?

Ben sadece bu yaşamın yaşam dolu olmasını istiyorum!.

Mükemmel olmasını istemekle bir anda mükemmel olmuyor. Mükemmel bir idrak olabilir bir anda. Ancak bunun kalp içinde gerçekleşmesi zaman alacak .

Ama sen ona izin vermediğin sürece.

Sana acı veren şeyi haklı çıkarır.

Kendimizi daha fazla acıtırız diğerlerinin bizi acıtmasından.

Burası bir bekleme odası değil. Burası bir uyuma odası da değil. Burası bir uyanma odası.

Zamanın yokmuş gibi yaşa.

Ya da harcayacak bir zamanın olmasın.

Ve kim zarar görüyor; evet biz.

Araç olarak yaşadığımız bu kişisel benlikte kendi donanımlarımızı yıkıyoruz.

Kimse günaha girmeden sen bağışla. Bu tutumla yaşa.

Bu yazdıklarımda seden bahsetmiyor kendi özümden bahsediyorum. Zaten özgürsün, yanlızca kendi deneyimlememden anlatıyorum. Eğer sen bana acı temelini oluşturursan diğer insanlar da gelecek acımın üstüne basmak için.

Bu kadar zor değil, sadece bunu kabul etmek istiyorum diyorsun işte bu kadar.

Bağışla ve özgür bırak...

İyi ki keşkeye dönüşmeden.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.