Erez Eğilmez "Gerçek Dostluk"u yazdı!

Erez Eğilmez, hayata dair yaşadıklarından yola çıkarak; "Hayat, ince hesapların değil, mert ve temiz yüreklerin etrafında döner." diyor...

Her insanın kendine ait bir yürüyüşü, bir duruşu ve bu dünya sahnesinde tutturduğu bir ritmi vardır. Kimi hayatı hafif bir esinti gibi yaşayıp geçer, kimi ise fırtınalar kopararak iz bırakır. Ancak ne olursa olsun, herkesin bir hayat stili, herkesin kendine has bir hayat anlayışı mevcuttur. Hayat, önümüze çıkardığı yollar ve kapılarla bizi sürekli bir sınava tabi tutar. Kimi kapılar vardır; ardına kadar kilitsizdir, kolayca açılır. Kimi kapılar ise ağır kilitler, sarp yokuşlar ister. Fakat işin asıl can alıcı noktası şurasıdır: O kapının nereye açıldığı, ardında ne barındırdığı çok önemlidir.


​Açık Unutulan Kapıların Arkasında Kalanlar
​İnsanlar hayatın koşturmacası içinde bazen büyük hatalar yaparlar. En sık yapılanı da arkalarında kapıyı kapatmadan çekip gitmeleridir. Hayatın incesini, vefasını unutup yarım bırakılmış hikâyeler, kilitlenmemiş kapılar ve darmadağınık hisler bırakarak uzaklaşırlar. İşte o zaman gerçek sorunlar baş gösterir.

​Çünkü açık unutulan her kapı, dışarıdaki rüzgârın içeri dolmasına, içerideki sıcaklığın kaybolmasına neden olur. Bir insanın hayatından çıkarken arkada bıraktığınız boşluk, başkaları için aşılması güç bir engele dönüşebilir. Sorumluluktan kaçmak, arkaya dönüp bakmamak modern dünyanın insanına bulaşmış en tehlike vefasızlık virüsüdür.

​Aynadaki Hakikat: İnsan Nedir, Ne Değildir?
​Bu karmaşık dünyada adımlarımızı atarken, başkalarını eleştirmeden önce durup şu hayati soruları sormamız gerekir:

​İnsan nedir, ne değildir?
​Ne ister, neyi yapar, neyi yapmaz?
​Neyi yapmaya kalkışmalı, neyi yapmaya asla kalkışmamalıdır?

​Cevap dışarıda değil, önce aynada kendine bakmakla başlar. Kendi kalbinin pusulasını okuyamayan bir insan, başkasının denizinde nasıl yön bulabilir? Her insanın ruhunda gizlediği, umutlarına sımsıkı sarıldığı hayalleri vardır. Kimi hayatı sıra dışı bir maceraya dönüştürmeyi seçer; kuralların dışına çıkar, kendi yolasını yontar. Kimi ise olmak istediği yerde olmamanın getirdiği o içsel tatminsizlik ve hırsla, hedefine ulaşmak için yanlış emellere doğru tehlikeli bir yol alıverir.

​"Kimin kim olduğu değil, kimin neyi nasıl yapmak istediğidir asıl önemli olan."


​İnsanları sadece unvanları, etiketleri ya da görünümleriyle yargılamak yanıltıcıdır. Bir insanın niyetini ve o niyeti hayata geçirme biçimini anlamak, onun özünü ele verir.

​Geleceğin Tuğlaları ve Gerçek Dostluk
​Sevgili dostlar, her sabah uyanıp güneşe baktığımızda içimizde geleceğe dair taze bir umut yeşerir. Herkesin huzurlu, güvenli ve mutlu yarınlar hayali vardır. Ancak bu geleceği inşa ederken tuğlaları doğru yere koymak, her kapıya uygun anahtarı özenle yerleştirmek şarttır. Sağlam temeller üzerine kurulmayan hiçbir hayat, ilk zorlukta ayakta kalamaz.

​Peki, gerçekte neyi arıyoruz?

​Güneşi yakalamak mı doğru bir iştir?
​Yoksa o güneşin sıcaklığını kendi içimizde bulup, gerçek dostluğu ve gerçek arkadaşlığı o kapıların ardına saklamamak, aksine paylaşmak mıdır?
​Günümüz insanı ne yazık ki samimiyetten uzaklaştı. Çoğu insan yalan dolan içinde, menfaat uğruna her kalıba giren, her kapıya sığar bir hale geldi. Omurgasızlık, ilkesizlik adeta bir yaşam biçimi gibi pazarlanır oldu.

​İnsanların Ölçüsü: Kapılara Sığmayanlar ve Sığanlar
​İşte tam bu noktada, insan sarrafı olmanın gereği olarak karşımıza üç farklı insan tipi çıkar:

​Küçücük Kalpler: Öyle küçük insanlardır ki bunlar, hayatın büyük kapılarından geçemezler; vizyonları, yürekleri daracıktır.
​Kof Büyükler: Öyle büyük görünen insanlardır ki bunlar, kibre bürünürler ve hayatın samimi kapılarına asla sığamazlar, kibirlerinden taşarlar.

​Gerçek İnsanlar: Ve bazı insanlar vardır ki; işte onlar her şeyin netleştiği yerde bellidirler. Ne küçüktürler ki ezilsinler, ne de büyüktürler ki kibirden geçilmesinler. Onlar hayatın dengesi, sevginin ve dostluğun ta kendisidirler.

​Hayatın Renk Cümbüşü
​Sonuç itibarıyla; hayat kendi rengini insanlara gösterir, hissettirir. İnsanlar da kendi renklerini, seçimlerini, duruşlarını hayata yansıtırlar. Siyahın ve beyazın ötesinde, grilere teslim olmadan yaşayabilmek; açık kapılardan korkmadan, yanlış emellere sapmadan, aynadaki yüzümüzle barışık bir şekilde yürüyebilmek en büyük erdemdir.

​Geleceğinize sahip çıkın, kapılarınızı doğru anahtarlarla açın ve en önemlisi; arkanızda asla kapatılmamış, yaralı kapılar bırakmayın. Çünkü hayat, ince hesapların değil, mert ve temiz yüreklerin etrafında döner.

​Yolun Sonu ve Kapıların Ardındaki Gerçek
​Ben Erez Eğilmez. Hayatım boyunca binlerce kapı açtım, binlerce kapı bıraktım. Binlerce kapıyı da kapadım. Kimi kapıları anahtarla açtım, kimi kapıları açmam için anahtar gerekmedi. Çünkü sözüm bir senet, özümse bir niyet.

​Şimdi herkes biraz daha dikkatli dinlesin ve sessiz olsun. Büyük meziyetlere, derin bir ruha ve erdeme sahip değilseniz, o kapıları asla anahtarsız açmaya kalkışmayın. Çünkü her kapı, açmayı bilmeyenin elinde kilitlenir kalır; ama niyetiniz safsa, hayat size en ağır kapıların bile anahtarını kendiliğinden sunar.

Sevgi ve Saygılarımla Kalın Sağlıcakla.

EREZ Eğilmez