Mayıs ayı gelince doğa uyanır, çiçekler açar, hayat canlanır derler… Ama bugün hayatın o kadar da renkli olmayan, aksine gri ve soğuk bir yanına bakacağız. Gençliğin o paha biçilemez baharını, birkaç deste kağıt parçasına ya da geçici bir "lüks" illüzyonuna feda edenleri konuşacağız.
Bedeli Ödenmiş Yalnızlıklar
Bugün sokaklarda, sosyal medya vitrinlerinde gördüğümüz o pırıltılı hayatların perde arkasında büyük bir iflas var. Maddi bir iflastan bahsetmiyorum; karakter ve ruh iflasından bahsediyorum. Kolay yoldan para kazanma hırsı, genç dimağları öyle bir kuşatmış ki; bedenini bir ticaret metaı haline getirenler, uyuşturucu bataklığında hem kendini hem başkalarını yakanlar, "paraya ihtiyacım vardı" bahanesinin arkasına sığınıyor.
Oysa asıl ihtiyaçları para değil; bir değer yargısı, bir onur duruşu ve emeksiz yemeğin zehir olduğu gerçeğiyle yüzleşmek.
Sahte Aşklar, Kiralık Duygular
Aşk mı dediniz? Şimdilerde aşk, lüks restoranlarda çekilen fotoğrafların altına yazılan "emoji"lerden ibaret. Bir yanda sevgilisini daha "üst model" bir hayat için aldatanlar, diğer yanda çevresine "bakın benim de bir ilişkim var" demek için göstermelik aşklar yaşayanlar…
İnsanlar artık birbirinin kalbine değil, banka hesabına veya sosyal medya takipçi sayısına aşık oluyor. Bu "vitrin aşkları" bittiğinde, ışıklar söndüğünde geriye kalan tek şey koca bir hiçlik. Sadakat, yerini stratejiye; tutku ise yerini pazarlığa bırakmış durumda.
"Gençlik, insanın başına hayatta bir kere gelir; onu yanlış yolların çıkmaz sokaklarında harcamak, geleceğin üzerine beton dökmektir."
Zehir Satıcılığı: Geleceği Kurşunlamak
Bir de o en karanlık yol var: Üç kuruş fazla kazanmak için kendi neslini zehirleyenler… Gencecik yaşta, köşeyi dönme hayaliyle uyuşturucu batağına aracılık edenler, aslında sadece o poşetleri değil, kendi geleceklerini ve onurlarını da satıyorlar. Paranın satın alamayacağı tek şey olan "huzurlu bir vicdan", bu ticaretin ilk kurbanı oluyor.
Büyük Yanılgı: Para Mutluluk Getirir mi?
Bu gençler sanıyorlar ki; en marka kıyafetleri giydiklerinde, en pahalı arabalara bindiklerinde içlerindeki o boşluk dolacak. Yanılıyorlar. Kendi gençliğini, onurunu ve aşkını paraya tahvil eden birinin içindeki boşluk, dünyanın tüm hazinelerini içine dökseniz dolmaz. Çünkü o boşluk fiziksel değil, ruhsaldır.
Sonuç olarak;
Mayıs güneşi dışarıyı ısıtırken, içimizdeki bu buz gibi gerçeklerle yüzleşme vaktidir. Gençlik bir sermayedir ve bu sermayeyi yanlış masalarda kumar oynayarak bitirenler, yaşlandıklarında ellerinde sadece pişmanlık dolu bir bavul bulacaklar.
Unutmayın; sahte bir zirvede yalnız olmaktansa, onurlu bir yolda ter dökerek yürümek her zaman daha asildir. Aşkı, sadakati ve tertemiz bir geleceği üç beş kuruşluk hırslara kurban etmeyin. Çünkü hayat, geri sarılması mümkün olmayan tek filmdir.
Kalın Sağlıcakla EREZ EĞİLMEZ