KÜLTÜR SANAT

Hülya Koçyiğit TRT2 de Aret Vartanyan'ı konuk etti

Yeşilçam'ın usta sanatçısı Hülya Koçyiğit'in TRT2 ekranlarında sunduğu programın bu hafta ki konuğu Aret Vartanyan oldu.

Hülya Koçyiğit. Her Pazar TRT-2 ekranlarında yayınlanan “Film Gibi Hayatlar” programında bu hafta, Yaşam Atölyesi kurucusu, danışman ve yazar Aret Vartanyan’ı konuk etti.

İmkansızlıklara rağmen imkan yaratan Aret Vartanyan “Yaşamda bahane yok. Hayatta yapmış olduklarımı yapmamam için de çok bahanem vardı. O bir seçim. Ailem böyle deyip, doğduğum yer burası deyip, koşullarım bu deyip, pes de edebilirsiniz veya o yazılmış olanı sizin için toplumun yazmış olduğunu oynayabilirsiniz ya da birçok biyografide okuduğumuz gibi inandığınız şey için devam edebilirsiniz.” dedi.

Yurt dışına giderken İngilizcesinin olmadığını belirten ve Oxford’a girme hikayesini anlatan Aret Vartanyan “Dünyadaki en iyi 20 üniversiteyi çıkartıp mail attım. Sadece e posta gönderdim ve Oxford Üniversitesi geri döndü ve detayları istedi. O dönemde rahmetli Masrob Mutafyan Ermeni Patriği ve o destek oldu, Oxford destek oldu ve o bursu alıp gittim.” dedi.

Bir yıl boyunca rahiplik yapmanın kendisine neler kattığını anlatan Aret Vartanyan “O dönemde İngiltere'de alkol kullanan gençleri kötü alışkanlıktan uzaklaştırmak gibi ve Türkiye'ye döndüğüm zaman da oradan aldığım edinimler gerçekten hayatımda hala çok önemli yer tutar. Özellikle fikir önderi olduğunuz zaman, bu koçluk olabilir danışmanlık olabilir din insanlığı olabilir, aslında insanın kurtarıcısı değiliz ya da insanlara öğretenler değiliz. Tam tersi aslında biz öğreniyoruz, biz değişiyoruz ve dünyadaki en büyük ödül bu. Benim şahsi kanaatim gülümseyebildiğimiz insanlar olduğuna inanıyorum. Ve bunun için ulvi bir şeyler yapmaya gerek de yok.’’ dedi.

Kişisel gelişim ifadesini kullanmak yerine “kişisel dönüşüm” ifadesini kullanmayı tercih eden Vartanyan, “İçerisini, içeriyi dönüştürmek… Her birimiz ayrı bir dünyadayız. Ama bir o kadar da biriz. Yani sonuçta alemi anlamak, kainatı anlamak, dünyayı anlamak, yaşamı anlamak, onun tohumu başta içeriden başlıyor ama hepimizin içindekiler de onun bütünü oluşturuyor. Dolayısıyla biz de tamam gelişelim ama içeriği halletmeden gelişmek, kaypak bir zemin üzerine bina inşa etmek gibi oluyor. Oysaki içerisini yıllarca anlattık. 40 yaşında bende bir şey oturdu. O da şuydu: Dışarısı yok aslında. İçerisi var. Bütün kavga içimizde, bütün tartışma içimizde, insanları yapıştırdığınız ifadeler, dışarıya kustuğumuz nefret öfke hepsi içimizde ve kendimizle ilgili sadece dışarıya yansıtmasını paylaşıyoruz orada. Ama içeriği hallettiğimizde etrafımızdaki her şey değişiyor. Dünya değişiyor, gerçek anlamda.” dedi.

Yurt dışından Yaşam Atölyesi fikriyle ülkeye döndüğünü belirten Aret Vartanyan “Tabii ki aslında Yaşam Atölyesi, adı gibi yaşamın atölyesini yaratmaktı. Ön yargıların olmadığı, öğreten adamların olmadığı, gerçekten her katılımcının kendisini özgürce ifade edebildiği bir ortam. Kurumsala taştı, sonra daha genişledi. Kitle bugün yüz binlerce insandan oluşan bir ağa dönüştü ve buradaki asıl derdim şunu hatırlatabilmek: Birlikte olabildiğimizde, her birimiz aslında bir bütünün parçasıyız ve yaratmaya çalıştığımız şey, bir insanın bile hayatını değiştirirseniz toplumun geleceğini değiştirirsiniz. Dolayısıyla ben Yaşam Atölyesi’nin ana hedefi olarak her zaman kimseyi dışarıda bırakmadan, her birimizin gülümseyebildiği bir dünya yaratılmasına katkıda bulunmak diyorum.” dedi.

Günümüzde herkesin şöhret olmayı arzuladığını vurgulayan Vartanyan ”Herkes ünlü olamaz. Hepimize ait olan tek bir şey var. Onun üzerine gitmenin çok değerli olduğunu düşünüyorum. Hele son dönemde herkes şöhret olmak istiyor. Herkes ünlü olmak istiyor ama tarlayı kim ekecek? Mesela bir pastanede, bir mutluluk veriyorsunuz. Bir pasta yaptığınız zaman bile insanlara dokunabilirsiniz. Oysaki biz hep bir şey olmaya çalışıyoruz. Bize gösterilen bir şey olmaya çalışıyoruz.” dedi.

Her üç yılın yeni bir jenerasyonu olduğunu söyleyen Vartanyan gençlere seslenirken “Kendinize inandığınız şeylerin peşinden gidin, eğitim sistemi için de aynı şeyi düşünüyorum. Çocukları yeteneklerine uygun yönlendirmemiz lazım. Herkes mühendis olamaz. Herkes doktor olamaz, kimisi sporcu olacak, kimisi sanatçı olacak. Kimisi bir meslek edinecek, başka farklı bir şey yapacak. Şimdi biraz daha hızlı olsun isteniyor her şey.” dedi.