Türk Milletinin Kutsal Ruhu: Bir Sanatçının Gözünden Varoluş Destanı

Sevgili okuyucularım yazılarımla yeniden Magazinsortie.com'dayım... Bu yazımda sizlere Türk Milleti'nin kutsal ruhundan bahsetmek istiyorum...

​Bir sanatçı, bir yazar ve ömrünü estetiğe adamış bir koreograf olarak şunu söyleyebilirim ki; dünyayı dolaştığınızda her kültürün kendine has bir dokusu olduğunu görürsünüz. Ancak Türk milleti söz konusu olduğunda, karşımızdaki tablo sadece bir kültür değil, binlerce yıllık bir ruhun, sarsılmaz bir imanın ve ilahi bir adaletin yeryüzündeki yansımasıdır. Ben, Erez Eğilmez, bugün sizlere neden bu necip milletin "kutsal" olarak nitelendirilmeyi hak ettiğini, kalbimden süzülen cümlelerle anlatmak istiyorum.

​Türk milletinin kutsallığı, sadece tarihteki zaferlerinde değil, o zaferlerin ardındaki sarsılmaz merhamet ve adalet duygusunda gizlidir. Bizler, gittiğimiz her coğrafyaya sömürge değil, medeniyet götürmüş; fethettiğimiz toprakları kılıçla değil, "gönül diliyle" vatan kılmış bir ecdadın mirasçılarıyız. Bir milleti kutsal kılan, düşmanına bile adaletle yaklaşabilmesi, mazlumun dili, dini, ırkı ne olursa olsun ona kol kanat germesidir.

​Sarsılmaz Bir İrade: Küllerinden Doğan Anka
​Tarihin en karanlık dönemlerinde, herkesin "bitti" dediği noktada, bu milletin içinden çıkan o devasa irade, kutsallığın en somut göstergesidir. Milli Mücadele döneminde gösterilen o destansı direniş, sadece topyekûn bir savaş değil, bir milletin var oluşunu kutsal bir emanet gibi koruma çabasıydı. İşte bu ruh, bugün de biz sanatçıların ilham kaynağıdır.

​Sanatın ve Kültürün Kutsal Harmanı
​Bir koreograf olarak, bu milletin halk danslarına, müziğine ve folkloruna baktığımda gördüğüm şey; ritmin ötesinde bir kardeşlik senfonisidir. Doğusuyla, batısıyla, kuzeyi ve güneyiyle birleşen o devasa enerji, parçalanamaz bir bütündür. Bu bütünlük, ilahi bir koruma altındaki kutsal bir dokudur.

​Erez Eğilmez olarak, yazdığım her satırda, sahnelediğim her gösteride ve bestelediğim her notada bu milletin asaletini dünyaya haykırmayı bir görev bildim. Çünkü Türk milleti demek;

​Vefa demektir (Anasına, atasına, toprağına bağlılık),
​Fedakarlık demektir (Vatanı için canını hiçe saymak),
​Umut demektir (En zor anda bile yeşeren bir filiz).
​Sonuç Olarak
​Bizler, dualarla kurulmuş, şehit kanlarıyla sulanmış ve sevgiyle harmanlanmış bir toprağın evlatlarıyız. Türk milleti, insanlığın son kalesi, mazlumların sığınağı ve adaletin yeryüzündeki gür sesidir. Bu kutsallık, genlerimize işlenmiş bir asalet, ruhumuza üflenmiş bir görevdir.

​Cumhuriyetimizin ışığında, tarihimizin gölgesinde ve geleceğimizin heyecanıyla; bu aziz milletin bir ferdi olmaktan onur duyuyorum.

​Erez Eğilmez