Çocukken akranları sokakta oynarken, en büyük tutkusunun kitaplar olduğunu ifade eden Doğan Hızlan, “Ailem ben evden çıkmayayım diye bana güzel bir hayat sundu. Benim de müziğe ve kitaplara ilgim vardı. İyi bir talebe değildim, edebiyat müzik takip edeyim dedim. Sokak çocuğu olmayayım derken ev çocuğu oldum. O yüzden çocukluğumun tadını çıkardığımı söyleyemem. Evde kitaplar vardı. Eve sizi kapatırlarsa ne yapacaksınız; kitap okuyorsunuz. Evde ailemde herkes işini yapardı, bana iş kalmamıştı. Bana okumak, yazmak kaldı.” dedi.

19 Mayıs Coşkusu “Bu Memleket Bizim” Oyunuyla Yaşandı 19 Mayıs Coşkusu “Bu Memleket Bizim” Oyunuyla Yaşandı

Doğan Hızlan

Hızlan, sanat eleştirmenliğinin kurallarını ise şu sözlerle anlatı: “Ben hiçbir zaman yok etmenin kolaylığını yaşamadım, var etmenin zorluğunu yaşadım. Bugün sanat eleştirmenliği biraz daha gelişti. Sanat eleştirmenliği yaparken şunu bilmek gerekiyor. Diyelim ki bir film izlediniz; filmdeki sanatçının biyografisini biliyor musunuz, hikâyeyi biliyor musunuz? Bunlar çok önemli. Ben kolaycılığa karşıyım. Ben emek vermiş hiçbir şeyi kötülemem” dedi.

Sahaflara çok gittiğini dile getiren Hızlan, “Sahaflarda insanların unuttukları vardır, göremedikleri vardır. Bir de bir şeyi çok ararsanız bulamazsınız. Ben bir kitapçıya gittiğimde ilk önce deneme ve eleştiri kitaplarının olduğu raflara yönelirim. Sonra da olmayan şeyleri ararım. Bazı kitaplar değerini aşıyor hele de diziye dönüşmüşse. Parayı veren kitap bastırıyor, ben gerçek kitabın okunmasını isterim.” dedi.

Editör: Olcay Ünal Sert