Öne Çıkanlar Seda Balkan Seda Bakan Müzik Sinema Seda Altuner

Hande Yener: Bedenimin ve Ruhumun İsteklerini Yerine Getiriyorum
"MADONNA İLE BİR ŞARKI SÖYLEYİP DANS ETMEK İSTERDİM"

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Hande Yener ile kariyeri ve kadın üzerine…


Karlı bir Şubat akşamı. Kapıyı çalıyoruz, karşımızda mini şortuyla Hande Yener. Yeni taşındığı boğaza nazır evinin kapılarını ilk kez Elite okuyucularına açmasının verdiği mutluluk ve heyecanla derin bir sohbete dalıyoruz. Bugününü anlatırken, yarınından da haberdar eden pop star’ın manevi duygularına ait hislerine belki de ilk kez tanıklık edeceksiniz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne rastlayan bu sayımızda özlediğiniz Hande Yener ile keyifli dakikalar geçirin istedik…
 
“Hande’ye Neler Oluyor?” dedikten sonra “Teşekkürler” dedin. Neler oldu iki albüm arasında, neler değişti hayatında?
Kesinlikle çok değiştim, aslında bundan sonra olmaya devam edeceğinin de habercisi bir yerde. Bu, fırtına öncesi sessizlik. Fırtına öncesine kadar olan döneme “Teşekkürler”. Çok şey yaşandı bu zaman zarfında. Müzik yaşamım benim özel hayatım demek. Bütün o inanması güç olan, ulaşmam mümkün olmayan şeyler yaşadım. Tırmanmaya çalıştığım, yoğun, zor ve yorucu bir süreçti. Büyük bir yarışı geride bıraktım. “Teşekkürler” benim durup nefes aldığım bir albüm. Şimdi buradan nereye gidiyoruz, ne yapıyoruz? dediğim an. Hem bir çocuk, hem asi bir kız, hem de olgun bir kadın var içimde. Bunların hepsi değişime uğruyor ve başka şekilleniyor. Dolayısıyla bende başka bir kişi daha oluşturuyor. Hande Yener ismim, şarkıcılığım, müzik bilgim ve müzik aşkım gelişiyor. Hayat benim için başarı, mücadele ve mutluluk.
Her şarkı, her şarkıcının evladı gibi oluyor ya ayıramıyorsunuz birbirinden, “Havaalanı” klipsiz dinlenme rekorları kırıp adeta patlamışken, “Teşekkürler” albüme adını veren şarkı iken, ilk klip neden “Unutulmuyor”a?
Benim için aslında “Dön Bana” (Kahkahalar). En etkileyen, en ağlatan şarkı bu albümde “Dön Bana”. Ben bu yüzden ayırım yapmıyorum. “Havaalanı” mesela klibi olmadan müzik kanallarında yayınlandı. Normalde klip gönderince yayınlanmasında bile sorunlar yaşanıyor ama bu defa dinleyicilerden gelen tepkiye ve yükselen enerjiye kayıtsız kalamadılar. Şarkılarımın hepsinin yeri, geleceği noktaları, verdiği enerjileri farklı. Bunu bilinçli olarak yapıyoruz. Bir albüm dinlerken size birçok duyguyu aynı anda versin istersiniz. Bir şarkı alsın beni götürsün, bir şarkıda çılgınlar gibi dans edeyim, bir şarkıda sevgilini hatırlarsınız, bir şarkı senin hayatını o kadar anlatıyordur ki, bir şarkı o anki durumunu fısıldıyordur, bir şarkı hiçbir şey ifade etmiyordur ama o an manasızca eğlendiriyordur. Böylece her albüm öncesi bir konsepte varıyoruz hep birlikte. Albümün tamamı beni yansıtmış oluyor işte.
Sinan Akçıl’ın her yazdığı söze, her yaptığı müziğe hep fütursuzca “ok” der misin? Hiç mi müdahale ettiğin durumlar olmuyor?
Sinan’ın empatisi çok yüksek, sanatçının nereye gitmek istediğini görüyor. Görüştüğü zaman bir şarkıcıyla tanıyor ve şarkı yazacağı sanatçının böylece yapısını da görüyor. Mesela bana “Sen ayrılırsan birinden, teşekkürler dersin, başka tavırlara geçmezsin” demişti. Kimseye kin tutmam, her zaman kendi içimde teşekkür ederim. Bunu hissetmiş ve bunun benim ruhum olduğunun farkına varmış. Dolayısıyla Sinan, bana müdahale fırsatı yaratmıyor zaten.
Şarkıların güzel porsiyonları da hep sana geliyor maşallah:)
Evet bu yüzden yemeyi severim, bu kadar nimet varken diyet yapılmamasından yanayım. (Kahkahalar)
Bu albümle ortalarda çok görünmemeyi mi tercih ediyorsun yoksa bu bir strateji mi?
Albümüm çıktıktan kısa bir süre sonra ülkemizde 26 şehit verdik ve Van depremi yaşandı. Gerçekten ben de albümü falan unuttum o an. Ne sanatı, ne müziği şu an insanlık zamanı dedim. Yas tuttum o süreçte. Herkes gibi ben de düşündüm; ne olacak sonumuz diye. Yoksa “Havaalanı”na çok eğlenceli bir klip çekmeyi düşünüyorduk. Ekranlarda görünmedim, konserlerimi iptal ettim ama boş durmadım. Bir takım sosyal sorumluluk projelerinin toplantılarına girip çıktım.
“Unutulmuyor”a Paris’te, “Teşekkürler”e İzlanda’da klip çekildi. Belki de bugüne kadar gördüğümüz en pahalı prodüksiyonlar. Nasıldı kamera arkaları?
“Teşekkürler” prodüksiyon ve fikir olarak çok kaliteli. Belki benim de kariyerimde ilk defa bu denli büyük bir yapıt. “Unutulmuyor”u bitirdiğimizde Paris’ten İzlanda’ya geçtik. Çok yorucu olacağını bile bile iki video üst üste çekelim dedik. Fakat İzlanda’da birkaç gün hava sıcaklığının yükselmesini bekledik. Aşırı soğuktan Paris’te zaten grip olmuştum. Yönetmenim Şenol Korkmaz “İzlanda’ya gidersen sen hakikaten ölürsün” dedi. Bu yüzden vazgeçtik. Ama çekimlerin yapılacağı bölgenin fotoğraflarını gördükçe aklım orada kaldı, “Teşekkürler”e ancak orası yakışırdı. Çok iyi vitaminler alacağıma kendime söz verip yola çıktık. İlk gün oranın kaplıca sularında dinlendik, şahane bir otelde konaklayıp ertesi gün çekimin yapılacağı bölgedeki dağ evine gittik. O gece de orada kaldıktan sonra sabahın kör vaktinde eksi 10’larda başladık, öğle vakti sıcaklık biraz yükseldi eksi 5 oldu. Böyle bir soğuk görmedim. Dağların tepesine beni çıkarıp sonra helikopterlerle yanımdan ayrılıyorlar, yarım saat gelmeyeceğiz diyorlar. Sanki dünyada tek başıma kalmışım hissini yaşadım, feci bir şey, bütün psikolojin bozuluyor. Bunu da ilk kez sana anlatıyorum. Son sahnede kendimi yere attım ama yer de ıslak. O zaman helikopterler yanaşmaya başladı, uzakta bekleyen arabalar geldi.  “Ölümden dönmek bir nevi bu. Değer miydi Hande ya video için? “dedim kendime. İyi ki yapmışım. Ertesi gün de Sinan’ın çekimleri vardı ve ben ona gülerek “Sana başarılar diliyorum” dedim.
İkinci klip neden “Dön Bana”ya çekilmedi peki?
Benim çok seviyor olmam illa ilk ya da ikinci klibi ona çekeceğim anlamına gelmez ki. “Dön Bana”nın mevsimine var daha. Özellikle Powertürk yılbaşı çekimlerinde bu şarkıyı akustik söylemiştim ki bilsinler böyle bir şarkı da var ve klip gelecek.
Polat Yağcı çok inanan bir yapımcı mı?
Polat Yağcı, yeni dönemin modern yapımcılarından biri. Sanatçıların geldiği noktayı yeni yapımcı olan birinin anlaması çok zor. Polat, sadece ismime, markama ve enerjime güvenerek elini taşın altına koydu bir anda. Bunu size babanızın oğlu yapmaz. Bunu belki siz kendi paranızla bile yapmazsınız. Sanatçılar çoğu yapımcılığını kendileri üstlendikleri albümlerinde her zaman daha cimridir.
Benzer müzik yaptığın dünya starlarından biriyle ortak bir çalışma düşünür müsün?
Madonna ile bir şarkı söyleyip dans etmek isterdim. Yaşayan tek efsane, varolduğunu bilmek bana çok iyi geliyor…
Pop starlar 60’lı yaşlara geldiğinde müziğin dışında başka ilgi alanları yaratıyorlar kendilerine. Mesela Madonna yönetmen olurken, Ajda Pekkan kıyafet tasarımları yapıyor. Hande Yener ne düşünüyor ilerisi için?


Prodüksiyon ve organizasyon yapmayı düşünüyorum çünkü müzikten kopamam ve başka bir şeyle kolay kolay ilgilenemem. Ticaret kafasında hiç olamam, hemen sıkılırım. Bu yolda bana eşlik edebileceğine inandığım dostlarım olursa tabii ki yapmak isterim ama tek başıma dayanamam.
Birkaç yıl önce Beyaz Show’da “Sezen Aksu-Ajda Pekkan-Zerrin Özer” üçlüsünün çok başarılı taklitlerini izlemiştik senden, oyunculuğa nasıl bakıyorsun?
İstersem yaparım.
Peki neden bugüne kadar gelen tekliflere “Evet” demedin?
İstersem yapmak başka gerçekten istemek başka. Tutkuyla müziğe bağlı olduğum için o taraflara hiç vaktim kalmadı. Eskiden sabırsızdım şimdi daha olgunum. Oyunculuğa el atarsam müziği kaybedeceğimi düşünürdüm. Setlerden sıkılırım derdim artık proje olarak bakmayı biliyorum. Teklifler geliyor. Bazen senaryoları beğenmiyorum bazen de tarihlerimiz uymuyor. Benim için özgürlüğüm çok önemlidir ve özgürlük de, yapmak istemediklerini yapmamaktır zaten.

"Hiçbir şeyi kendime örnek almayı sevmiyorum"
Bu maneviyata erişmek meşakâtli olsa gerek?
Çocuk ruhunuzla bunu her zaman yaşayabilirsiniz. O çocuk kirlenmeyip ölmediği sürece hep tertemizsiniz. Hayattaki tüm olumsuzluklara karşı 'ben bunu başarırım' diye bakmak lazım. Başkasının başarısızlığıdır altından kalkamamak, ben onu örnek alamam. Başkası başaramadı diye niçin değişimlerimden, gelişimlerimden ben vazgeçeyim? Acayip cahilce ve tutucu bir hissiyat. Kısacası insanı bitirecek bir duygu.Hiçbir şeyi kendime örnek almayı sevmiyorum. Ne bir filmi, ne de bir kitabı, filmi, karakteri, idolü, ikonu örnek alıyorum. Dünyaya, modern hayata uyum sağlamamız da gerekiyor elbette.  

Hande Yener "Bedenimin ve ruhumun isteklerini yerine getiriyorum" diyor.


Bu kadar kötü haberlerin geldiği bir zamanda yaşarken Hande Yener kendisini nasıl koruyor?
Bedenimin ve ruhumun isteklerini yerine getiriyorum. Benim için bir insanın kendine bakması;  sadece yemek yiyip uyuması değil. Okuması yazması da değildir. Düşünmek ve uygulamak en güçlü silahtır. Yapabildiğini bilmek, görmek inançlarımı koruyor. Bu arabayı sen kullanıyorsun ve nasıl bir yola çıkmak istiyorsun? Sonra yolda giderken ayrımlar, kavşaklar geliyor karşına, hangisini istiyorsun? O kadar çok kendimi dinleyip kendimle uğraşıyorum ki; kendime ortak bir yol buluyorum.
“Hayır” diyebilmeyi öğrendin mi?
Tabii. “Hayır” demeyi de “Evet” demeyi de çok iyi öğrendim. İnsan “Hayır” demeyi öğrenince her şeye “Hayır” diyor. Sürekli “Evet” dediysen “Hayır”a geçmişsindir zaten. Hepsi bir dengede olmalı diye düşünüyorum. Kimse ne diyeceğini bilememeli.
“Belki”lerin var mı?
Var tabii. Hiçbir zaman keskin değilim. Karar verdikten sonra keskinim. Önemli olan keşkelerin olmaması.
Oğlak burcunun en kötü özelliği ne?
Okuduğum astroloji yazılarında Oğlak’ın cimri ve karamsar olduğu vurgulanıyor ama bende hiç bu özellikler yok. Her insan kadar benim de karamsar anlarım var tabii ki, öyle pozitif hastalığına yakalanmış biri de olmak istemem. Ben o acı, hüzün, depresyon durumlarında çok kalmıyorum, hafif kıyısında dolaşıp  hemen geçiyorum. Günü yaşamaya çalışıyorum.
Olumsuz bir vaka sonrası durup düşünür müsün, arkana bakmadan devam mı edersin?
Bugün için soruyorsan, bugün hüsrana uğramam zaten. Ölüm konusu dışında hiçbir şey benim için çözümsüz değil. Hepsinde bir hayır vardır diye düşünürüm ama peşini de bırakmam. Bir şey kaybetmişsem onu kazanmak için başka yollar denerim ya da farklı bir şeye yönelirim veya tercih etmediğimden bilerek kaybetmişimdir çünkü o şey benim için artık tükenmiştir.
E ne olacak senin bu Benjamin Button halin?
Allahtan öyle bir film çekildi de beni anlıyorsunuz. Ben daha ölmeden hayatımı cover yaptılar. Teşekkürler Brad J  (Kahkahalar)
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde hem kadına hem de belki erkeğe ufak tüyoların neler olabilir?
Kadın olmak bence çok şanslı bir durum. Zaman zaman tüm kadınlar demiştir; “Keşke erkek olsam.” Belki erkeklerin de bazıları zaman zaman; “Keşke kadın olsam”. Hislerimiz, ruhumuz, duygularımız çok dolu. Annelik içgüdümüz var hepsinden önce. Evlilik kadınları baltalamamalı. Evlilikten sonra hayat bitti şeklinde bakmamalı. Kadın çok naiftir, güzel bir yaratıktır. Bir kadın sadece güzel giyinip kuaföre bile gitse kadınlığını yine hisseder, iyi enerji verir etrafına. Ama zevkle yaptığı işler bir gün göreve dönüyorsa kadın, işçi gibi hisseder kendini.
Mahalle dedikodularından yola çıkarak eski zamanlardan beri kadının kadına uyguladığı şiddet de çok fazla değil mi?
Bunlar her zaman olacak. Ben sadece gelişimden yanayım. BKM’nin “Çok Film Hareketler Bunlar” filminde bir kız mezuniyet balosuna giderken, annesinin “Onu mu giyeceksin, elalem ne der?” sahnesini hatırlıyorum.  Çok trajikomikti. Ne derler diye diye olmadı mı tüm bunlar zaten. İnsan evladının bir değeri olmalı. Bu değeri konu komşu belirleyemez. Rol model görüneceğim diye gizli saklı yaşayan insanlar yok mu? Bu meselelere takılıp kalıp da bugünkü hayatın yaşanmaması çok tuhaf geliyor bana. Hırslar başka, istekler başka… 
Çağın, böyle bir annesi olduğu için çok şanslı bir çocuk bence…


E ben de kendi anneme bakınca Çağın’ı çok şanslı buluyorum. “Dua et benim gibi bir annen olduğu için” diyorum bazen. Benim yaşadığım sorunları Çağın yaşamıyor çünkü onu anlıyorum. Kız arkadaşları özellikle merak ediyorlar beni. Kıyafetlerimi, ayakkabılarımı, neyimi nereden almışım hep sormak istiyorlar. Konuşuyorum onlarla, eğleniyorum da.. Yeni neslin Türkçe popla ilgilenmesi de güzel bir şey. Ben yirmi yaşımdayken bile dinlemiyordum. Bizler sevdirdik sanırım.
Çağın, dj setleriyle İstanbul içi ve dışı profesyonel çalışma hayatına başladı. Müzik bir yerde genetik bir yetenek demek ki?..
Evet genetik olabilir. Müzikle her zaman ilgileniyordu ama bu bir enstrüman çalmak ya da şarkı söylemek üzerine değildi. Hiçbir şey yapmıyordu, sürekli futbol oynuyordu. Ben de bakıyordum suratına “Ya benden hiç mi bir şey geçmedi bu çocuğa?” diye. Ona bir turntable almıştım. Bir gün bir arkadaşım Çağın’a; “Şu turntable burada olmasa, anne alsana bir tane diye tuttururdun, şimdi burada ve sen hiçbir şey yapmıyorsun” demişti. Baktım ertesi gün kurcalamaya, sonraki gün birden çalmaya başladı. Dj’lerin yanlarında zaman geçirdi, pratik yaptı, çalıştığım birçok müzisyene işi öğrenmek için baskı yaptı. “Geçiş yapan değil müzik yapan bir dj olmak istiyorum” dedi.
İleride birlikte bir çalışma yapar mısınız?
Neden olmasın? :)
Twitter’da yeni projelerle geliyorum demişsin. Ne gibi işler yolda?
“Teşekkürler” klibini ilk izleyenlerden oldun bunu da ilk kez sana söylüyorum; Grup 84 ile bir düet çalışmamız var. Çok seviyorum onları ve müziklerini. Laf olsun diye düet yapmadım hiç, inandığım insanlarla okumaktan büyük keyif alıyorum. Yaza düşündüğüm bir şey daha var ama o sürpriz olarak kalsın. Çok şey denedim, çok şey sindirdim, hayatımda hiç olmadığım kadar enerjik ve özgüvenliyim. Coverlar, sahne şovları, görselliği biraz daha yukarılara taşıyan yeni bir Hande görecekler. Müziğim her zaman benden ön planda olacak.
 
Röportaj: Taylan Efe ÇEKİ
Fotoğraf: Kemal DOĞULU 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.